Doğum hikayesi…
12.05.2009

Benim hikayem Mart 2008’de başladı…

Evleneli 2 yıl olmak üzereydi. Eşim artık, “niye olmuyor?” diye düşünüp duruyordu. Ne zaman ki “Tamam artık düşünmüyorum, her şeyin bir zamanı var, olmazsa da vardır bir hayır” dedi, işte o zaman dönüm noktası oldu bizim için.

Birkaç hafta sonra işyerimdeyken öğrendim mutlu haberi. Çok sevinmiştim. Hemen eşimi çağırdım ve paylaştım, başta sersemleşti, şaşırdı ama sonuçta o da benim gibi çok sevindi.

Hiçbir sıkıntı yoktu, ben gayet iyiydim. Hatta o kadar iyiydim ki kuşkulanmaya başlamıştım, acaba test yanlış mıydı, yoksa hamile değil miyim diye.

Evet, hamileydim ama riskli bir dönemdi, dikkat etmeliydim, fazla hareket etmemeli, seyahate çıkmamalı ve yediklerime dikkat etmeliydim. Tabi doktorun söyledikleri bunlardı, peki ben ne yaptım? Gezmelere gittim evde bunalıp, dedem vefat etti mecburen seyahate çıkmış oldum ama doğruya doğru yediklerime hep dikkat ettim.

Neyse ki bu üç aylık dönemi atlattık. Çevremde bebeği karnında ölen veya düşük yapan çok insana rastlamıştım son dönemlerde ve bundan dolayı da çok tedirgindim. Ayrıca akraba evliliği olduğu için bizimki (çok yakın) korkularım iki kat fazlaydı. “Allah’ım beni bebeğimle sınama” diye çok dua ediyordum. Allah’ım hiç kimseyi evlatlarıyla sınamasın, Yarabbim hiç kimseyi seçmek zorunda bırakmasın inşallah.

Aklımdaki şeyler, “Ya sakat olursa ne yapardım? Aldırır mıydım yoksa ne olursa kabul deyip Allah’ıma mı sığınırdım?” Evet, ben çocuğumun canına kıyamazdım. “Ne gelirse Allahtan, her şeyde vardır bir hayır” demeye başladım. Her doktora gidişimde ya kötü bir şey varsa diye çıktım karşısına. Ama Allah’ım bana yardım etti ve hep güzel haberlerle döndüm evime.

Artık yedi aylık olmuştu kızım, ben de duba gibi tabi ki. “İzne ayrılmalısın” dedi ama ben istemiyordum. Doktorumun beni ikna etmesi gerekirken ben onu ikna ettim ve çalışmaya devam ettim. Normal doğum istiyordum çünkü hiçbir yakınım yoktu ve çok zorluk çekecektim. Doktor bu kez benim için iyi olanı söylememişti. Yaramaz kızım ters pozisyondaydı, “bayram girmeden alalım” dedi. Gününden sadece 15 gün öncesiydi aslında ama bir gün bile dursa kardır diyordum.

Tekrar bakmasını rica ettim doktorumdan. Beni kırmayıp iki gün öncesinde bakmayı kabul etmişti ama yüzde 1-2 ihtimal veriyordu. Ben ameliyata hazırdım.

Kızıma baktığımız anda çok şaşırdı doktorum, “sen ne yaptın bu kıza, nasıl oldu da döndü” dedi. Sevinmiştim. Ama eşim yine mi olmayacak diye üzülmüştü. Artık bir an önce gelmesini istiyordu.

İsim tartışmaları başlamıştı. Önce Elif dedik, her gün bir isimle geldik. Son günlerde eşim Eda, ben Ela diye tutturdum.

Artık kızımın mekan değiştirme zamanı gelmişti. Sancılarım sıklaşmaya başlamıştı. Ben önce kalkıp bir duş aldım. Sonra mutfağımdaki işlerimi hallettim, komik değil mi ama başka çare yoktu, annem haçtaydı ve yanımda eşimden başka kimsem yoktu, çok gariptim yani.

Doktorumla görüşecektik, bebeğim ne durumda bakacaktık. Ama hastaneye gittikten sonra benim suyum geldi, apar topar doğumhaneye aldılar beni. Sonra kalp atışlarında problem olduğunu söylediler ve neye uğradığımı anlamadan sezaryene aldılar. Sonuç itibariyle kızımın istediği tarihte, doktorumun öngördüğü şekilde dünyaya geldi kızım.

Onu gördüğüm anda her şey durdu sanki. O benim parçamdı, kendime benzetmiştim onu ve o gün sabaha kadar birbirimize baktık. Gözleri hep açıktı. Ay parçası gibi bir kızım vardı artık...

Şu an 4,5 aylık, halen kızıma aynı şekilde bakıyorum, hala ilk günkü gibi heyecanlıyım onu emzirirken. Şimdi annem babam bana baktığında neler hissediyorlarmış anlıyorum.

İyi ki varsın kızım, iyi ki dünyaya gelmişsin Elif’im…


Seval Köksal
Tüm hakları saklıdır, kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Annelergrubu.com sitesinin içeriği, kullanıcıyı bilgilendirmek amacıyla hazırlanmıştır.
Sitede yer alan bilgiler, tedavi yöntemi olarak kabul edilmemeli, tıbbi bir eyleme temel oluşturmamalıdır.