Doğum hikayesi
31.03.2009


Anne olmak ve evladının olduğunu hissetmek çok büyük bir mutluluk… Bebeme bakıp, “bu benim mi acaba?” diye düşünüyorum sürekli.

40 haftayı geçmişti. Normal doğumu beklediğim için fazla takmıyordum. 

22 Eylül Pazartesi günü kontrole gittim. NST’de gene hiç sancı çıkmadı. Ondan sonra rahimde açılma var mı diye kontrol oldum, “ancak bir parmaklık açılma var” dedi, doktorum. 

Muayeneden midir bilmem kanama yaşadım parça parça. Hala doktorun yanında olduğumdan, bunun normal olduğunu söyledi. 

Neyse, ultrasonda bebeğin kordonu iyice boynuna dolanmış, suyu bayağı azalmış, plasenta yaşlanmaya başlamıştı. O ana kadar normal doğumu isteyen kişi olarak, o anda karar vermem gerekiyordu. Çünkü ben hala normal olabileceğini düşünüyordum ve psikolojikman da buna hazırdım. Eşimin, kabul etmem gerektiğini daha fazla bekleyip de kızımın hayatını tehlikeye atmamam için yalvaran yüz ifadesini bakışlarından açıkça görebiliyordum. 

Doktor, 2’den 4’e kadar suni sancı vereceğini, eğer olmazsa sezaryene alma taraftarı olduğunu açıkça belirtti. Ben de kabul ettim. Hem bebeğimin kalp atışlarını dinliyordum hem de sancının gelmesini bekliyordum ağır ağır... 

Suni sancı verilmeye başladıktan bir saat sonra hemşire NST grafiğini alıp doktora göstermeye gitti. Ben de neden hala sancım başlamadı diye düşünüyordum. O arada doktor gelip 'sancıların aşırı artmış' dedi. Yüzümde bir mutluluk ifadesi belirdi çünkü bu normal doğum yapabileceğime işaretti. 

Ama bu erken bir sevinçti. Sonra doktorum doğumun hızını artırmak için suyu patlattı ve gelen sıvı doktorun daha önce de söylediği gibi fazla değildi. 

O andan itibaren ağrılarım fazlalaştı. Doktorum yarım saat daha bekleyeceğini, duruma göre karar vereceğimizi söyledi ve gitti. O saniyeye kadar kıpır kıpır olan bebeğim birden hareketsizleşmeye başladı ve kalp atışlarında azalma olduğunu ben NST’den duyabiliyordum.

5 dakika sonra hemşire yanıma gelip grafiği aldı ve çok kısa süre içinde doktorla endişeli bir biçimde geri döndü. Çünkü bebeğimi kaybetmek üzereydim... 

Kalp atışları suyu patlattıktan sonra azalmaya başlamıştı. O 1-2 dakika içinde acil sezaryene alındım. 

Acı içinde uyandım ve o an eşim bebeği göstermeye çalışıyordu ancak ben o acı içinde bebeğimi görmeyi hiç düşünemiyordum. Emzirmem gerektiği söyleniyordu sürekli... Ama ben değil emzirmek, görmek bile istemiyordum. O acı çok kötü bir deneyimdi benim için. 

Eşim o halimin fotoğrafını çekmiş ve ben sonra gördüğümde inanamadım. Resmen gözümdeki bütün damarlar Türkiye haritası gibi çıkmıştı. Hala tüylerim ürperiyor. 

O günü sancı içinde atlattım. Ondan sonra bir de gaz sıkıntısı çıktı. O kaldığım 3 gün içinde her hemşire gelip “gazın çıktı mı, neden çıkmıyor bunca zamandır anlamadık” gibisinden şeyler sorup gidiyordu. Ben de her seferinde 'geldi de yapmadık mı' diyordum. Gaz sancısını çekmeyi ben de istemiyordum tabi ki. Neyse, şimdi o sorunu aştım :)

Sadece karnım ve göğüs ağrım var. Emzirmek benim için işkence. 3 gün sütüm gelmedi, şimdi az az geliyor. Bizim hanım gelmeyince süt, hırslanıp sinirle çekiyor. İnsan 1 saat aralıksız ağızda sıkıca kavrar mı memeyi? Emzirirken hep ağlıyorum. Ona uygun bir merhem sürüyorum ama henüz bir sonuç elde edemedim. Göğüs acısı çok kötüymüş ya… 

Herkesin bebeği olsun… Bu arada miniğim babasına benziyor.

Allah isteyen herkese bebek sahibi olmayı nasip etsin…


Sibel


Tüm hakları saklıdır, kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Annelergrubu.com sitesinin içeriği, kullanıcıyı bilgilendirmek amacıyla hazırlanmıştır.
Sitede yer alan bilgiler, tedavi yöntemi olarak kabul edilmemeli, tıbbi bir eyleme temel oluşturmamalıdır.